Kategorisiz

Bir Kapitalizm Yalanı : Büyüme

22 Eylül 2022

Bir Kapitalizm Yalanı : Büyüme

Liberalizm, merkezine bireyi alan, piyasa ekonomisinin doğal işleyişine bırakılmasını ve devletin ekonomiye müdahalesine karşı duran bir düşünce.

John Locke, David Hume, Adam Smith gibi düşünürlerin fikri temellerini oluşturduğu liberalizm İngiltere’de doğmuş, Fransa, Almanya ve ABD gibi ülkelerde gelişmiş, geliştirilmiştir.

Adam Smith’e göre insan homo economicus yani kendi çıkarı peşinde koşan bir canlıdır. Dolayısıyla her bireyin müdahale olmadan kendi çıkarı peşinde koştuğu düzen en iyi düzendir.

Klasik İktisat Okulu’nun Kurucusu olarak kabul edilen Adam Smith, ünlü Ulusların Zenginliği adlı eserinde klasik liberalizmin de temel ilkelerini ortaya koymuştur.

Smith, fizyokratlar gibi ekonominin işleyişinde doğal bir düzenin var olduğuna inanmış ve bunu Görünmez El (Invisible Hand) olarak adlandırmıştır.

Smith’e göre doğal düzeni sağlayacak bireyin kişisel çıkarlarıdır

Friedrich von Hayek’in kurucusu olduğu Neo-Avusturya Okulu, Milton Friedman’ın liderliğini yaptığı Chicago İktisat Okulu, James M. Buchanan’ın lider1iğini yaptığı Virginia Politik İktisat Okulu libera1izmin yeniden gün ışığına çıkmasında önemli rol oynadılar.

Nobel Ekonomi Ödülü’nü kazanan bu üç düşünürün muhtelif eserleri ile Neo-Liberalizm doğmuştur.

Bu saydığımız liberal düşünce okulları dışında Almanya’da Freiburg Okulu’na mensup ORDO liberalleri de Neo-Liberalizm’in doğuşunda önemli rol oynadılar.

Ekonomik büyüme, iktisatçıların 18.yüzyıldan günümüze kadar hemen her dönemde en çok üzerinde durduğu en önemli iktisadi kavramlardan biridir.

Ekonomik büyüme; belirli bir dönemde (genellikle bir yılda) bir ülkede üretilen mal ve hizmet miktarının zaman içinde artması şeklinde tanımlanmaktadır. (Gayri Safi Yurtiçi Hasıla-GSYH)

Ekonomik büyüme; diğer bir yaklaşımla, ekonomide mal ve hizmetlerin üretilebilme gücünün artırılması olarak tanımlanabilir.

Kapitalist ekonomi politikalarını savunanların amentüsüne dönüşmüş durumda olan “büyüme” ilerlemeyle, kalkınmayla, zenginleşmeyle eş değer sayılıyor.

İşsizliğin, yoksulluğun, fakirliğin panzehiri olarak büyüme sunuluyor.

Büyüme, her derde deva,

Her hastalığa şifa olarak pazarlanıyor.

Oysa büyüme başka ekonomik gelişme başka.

Bir ülkenin ekonomik, toplumsal, kültürel yapısını değiştirecek, kişi başına düşen geliri artıracak yani ülkeyi zenginleştirecek şey büyüme değil ekonomik gelişmedir.

Ekonomik gelişim yapısal değişim içerir. Gelirin daha eşit dağılımını sağlar.

Büyüme de bunlar olmaz. Sadece zengin daha çok kazanır, daha çok zenginleşir.

Ağır bir ekonomik buhrana sürüklenen Türkiye’de hard kapitalizmin rahipleri toplumu büyüme rakamları ile uyutuyorlar.

İşsizlik ve yoksulluğun büyüme oranlarına bağlı olarak ortadan kalkacağını savunuyorlar.

O halde niçin işsizlik azalmıyor?

Yoksulluk büyümeye devam ediyor?

Çünkü iddia edildiği gibi büyüme ile toplumsal refah arasında herhangi bir ilişki yok.

Büyüme, zenginlik ve refah ölçütü değil.

Büyüme dediklerinde sermayenin büyümesini anlayacaksınız.

Büyüme=zenginliktir dediklerinde zenginlerin daha zenginleştiğini anlayacaksınız.

Büyüme dediklerinde gelirin eşit dağılması anlamı taşımadığını anlayacaksınız.

Nihayetinde büyümenin sorunların üstesinden gelmek olmadığını,

Birileri daha çok zenginleşirken toplumun daha da yoksullaşacağını anlayacaksınız.

İşte Türkiye…

Sürekli artan büyüme rakamları önümüzde.

Peki, her geçen gün daha da zorlaşan hayatlarınızda değişen ne?

Bu kadar büyüyorsak,

Büyüme de rekorlar kırıyorsak,

Bu yoksulluk niye?

Bu umutsuzluk neden?

Daha rahat mı yaşıyoruz?

Daha iyi mi besleniyoruz?

Daha iyi evlerde oturup, daha iyi arabalara mı biniyoruz?

Borcu olmayanınız var mı?

Faturalarını ödemekte zorlanmayan, çocuklarına daha iyi bir gelecek sağlayan var mı?

Elbette hayır.

Büyüyoruz ama istihdam artmıyor.

Büyüyoruz ama gelir dağılımındaki adaletsizlik düzelmiyor.

Büyüyoruz ama cari açık azalmıyor.

Büyüme yalanı ekonomik krizlerin üzerini örten, büyüme yalanına sığınanlara zaman kazandıran bir büyük balondur.

Bu balon patlayacak,

Milletine yalan söyleyenler,

Millet yoksullaşırken zenginleşenler,

Millete yoksulluğu kendilerine zenginliği hak görenler tarihin sayfalarına karışıp gidecekler.

Müjdat ÖZTÜRK


← Tüm Yazılar Kaynak ↗