Analiz

İŞÇİSİN SEN İŞÇİ KAL- Salih Burak DEMİRKAYA

25 Aralık 2024 · Salih Burak DEMİRKAYA

İŞÇİSİN SEN İŞÇİ KAL- Salih Burak DEMİRKAYA

İşçisin sen işçi kal.

Cem Karaca’nın şarkısını hepimiz hatırlıyoruz şarkı aslında iki sınıf arasındaki imkansız bir aşkı konu etmekle beraber asgari ücretle yatıp kalktığımız şu günlerde ileriye yönelik verdiği mesaj bakımından da manidardır, şarkının bir yerinde ustası seslenerek ‘unut dedi romanları’ nidasıyla bu sınıfsal ayrımın nesiller boyu kapanmayacak bir kültürel farka dikkat çekiyor olabilir miydi?

Asgari ücret eski Yunan kültüründen beri emeğin karşılığının verilmesi konusunda tartışıla gelse de modern zamanlarda uygulamaya girmesi kapitalist dönüşümün hızlanıp İngiliz coğrafyasında böyle bir ihtiyacın belirlemesi ile ortaya çıkmıştır, kitabi tabire baktığımızda ücretli çalışanların şarkıda geçen seslenme nidasına uygun olarak işçi kalmaktan başka bir çarelerinin olup olmadığına yazının sonunda karar vereceğiz.

Bu ücret işçinin gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım, kültür gibi gereksinimlerini günün fiyatları üzerinden en az düzeyde karşılayacak ücret seviyesidir, günümüzde modern refah devletlerinde asgari ücret uygulamasının muhataplarının toplumun oldukça küçük bir bölümü olduğunu göreceğiz.

Aşağıda verilen örnekte ülkemizde çalışanların % 36’sının asgari ücretle maaş aldıklarının göreceksiniz. Bu orana kayıt dışı çalışan kesimi de eklediğimizde % 40’ın biraz üstünde değerlendireceğimizi düşünebiliriz.

Asgari ücretle çalışanların en düşük olduğu ülkelere baktığımızda İspanya 0,8, Belçika 0,9 yer almaktadır.

Esasında refah devleti olarak tanımlanabilecek gelişmiş ülkelerde asgari ücret gösterge niteliği taşımakta, asgari ücretteki artış ücretli çalışanların geneline yüzdesel olarak uygulanmaktadır.

2006 yılında ülkemizde asgari ücretli çalışanların ortalama maaşla aralarında iki kat fark olduğunu bilmekteyiz, 2025 yılına gelindiğinde bu farkın kapandığını ve artık asgari ücretin ortalama maaş olarak değerlendirilmesi gerçeği tokat gibi yüzümüze vurmaktadır.

Asgari ücretin dolar bazında, altın karşılığında hatta isterseniz tedavülden kalkan mark karşılığında arttığını söylemek doğru olacaktır fakat işin gerçeği yıllar içerisinde asgari ücret karşılığı çalışan kesimin arttığı ve ortalama maaş olarak verilmeye başlandığını görmekteyiz.

Peki asgari ücret farkının ve para birimlerinin farklı olduğu ülkelerde sağlıklı bir değerlendirme için nereye bakmak gerekmektedir burada karşımıza satın alma gücü kavramı geliyor, Pps oranlarına bakıldığında 27 Avrupa ülkesi arasında 19. Sırada gelmekteyiz, geride bıraktığımız ülkeler herhangi bir sanayiden bahsedemeyeceğimiz Arnavutluk ve Bulgaristan gibi eski doğu bloku ülkeleridir.

Asgari ücret belirlenmesinde iki temel görüş belirmektedir, geçmiş dönem enflasyon oranının belirlenerek bu oranın zam oranı olarak ücretlere yansıtılması ki burada ülkedeki enflasyonun nasıl belirlendiği hususu öne çıkmaktadır.

TUİK ve diğer sivil toplum kuruluşları arasındaki enflasyon rakamlarına bakıldığında enflasyon hesaplamalarında farklılık olduğu ve vatandaşın hissettiği enflasyon ile açıklanan rakam arasında ciddi bir uçurum olduğunu görmekteyiz, dolayısıyla bu yöntem dahil uygulamada doğru sonucu vermemektedir.

Asgari ücret belirlenmesinde diğer bir görüş ise bugün örneğini gördüğümüz hedef enflasyon rakamının ücretlere yansıtılmasıdır, burada amaç hedef enflasyon üzerindeki gelebilecek artışın vatandaşı talebe yönlendireceği soğumakta olan enflasyonun üzerinde negatif bir etki yaparak hedeften sapmalara yol açabileceği öngörüsüdür.

Asgari ücret nasıl hesaplanırsa hesaplansın toplum vicdanı kavramı devreye girmektedir, kültürel ve eğitim ihtiyaçlarını bırakın temel barınma ihtiyacını nasıl karşıladığına bir bakalım, İstanbul ve Ankara gibi büyükşehirlerde asgari ücret kira karşısında maalesef tükenmekte ve sağlıklı beslenme şartlarını yerine getiremediğini görüyoruz.

Bugün Batman’a baktığımızda kira ortalamasının yüz metrekare bir ev için 9000-12500 TL arasında olduğunu görmekteyiz.

Asgari ücretli çalışanların temel gereksinimlerini karşılamaktan aciz olduğu aşikardır, burada daha çok istatistik vererek sizleri rakama boğmak istemem fakat çevrenizde asgari ücretle çalışan arkadaşlarınıza bir dokunmanız yeterli olacaktır, kaldı ki emeklilerin durumu asgari ücretli çalışanlardan vahamet açısından daha da yürek burkucudur.

Cem Karaca ile başladık bir dönem yayınlandığında ülkemizi ekranların başına kilitleyen Avare filmi ile bitirelim, filmin başrol oyuncusu Raj Kapoor sevdiği kızın babasından şu sözleri işitmişti ‘bir hakimin oğlu hakim, bir hırsızın oğlu hırsız, bir işçinin oğlu işçi olur’ ve bizim gibi toplumlarda buradan kurtuluş sadece bireysel kurtuluşla olur , Türk milleti olarak refaha ulaşmak için yeni bir model belirlemeli ve hedefe gidecek yepyeni bir eğitim seferberliği başlatmalıyız.


Görseller


← Tüm Yazılar Kaynak ↗