Türk Dünyasının İran’la Sınavı- Ali Akgün
“Tesadüfler” silsilesi;
- Amerika 1987’den buyana GKRY’ye uyguladığı ambargoyu Eylül 2022 ayında kaldırdı,
- ABD temsilciler meclisi Bşk. Ermenistan’a gitti, (Tıpkı Pasifikte çıkartmaya çalıştıkları karmaşa için ABD’nin resmi olarak tanımadığı Tayvan’a gittiği gibi)
- Yunanistan basınında “Yunanistan’ın savunması Ermenistan’dan Başlar” manşetleri atıldı,
- Amerika Ulusal Ermeni Komitesi, sözde D.Karabağ Hankendi yönetimi sözde dışişleri bakanı ile Amerika’da görüşme yaptı ve ona Amerikan kongresinde konuşma ayarladı,
Peki, tüm bu “tesadüfi” olaylar bize ne ifade etmelidir? Söz konusu veriler,
- ABD’nin Yunanistan’daki varlığını artırması, Türkiye’ye F35 verilmemesi,
- S-300/400 savunma sisteminin 3 NATO ülkesinde (Yunanistan, Slovakya, Bulgaristan) olmasından rahatsız olunmamasına karşın Türkiye’nin S400 almasına şiddetle karşı çıkılması ve F35 ile ilgili tüm oluşumlarından dışlanması,
- GKRY’ye İsrail menşeili Hava savunma sisteminin kurulması,
- Güney sınırımızda göz göre göre terör örgütlerine her türlü desteğin sağlanması,
- İran’a nükleer silah ambargosunun kaldırılmasına yönelik çalışmalar ile yıllık yaklaşık 100 milyar dolara varan dış kaynak sağlanmaya çalışılması,
- Ukrayna savaşının tezgâhlanarak, AB’nin zayıflatılması, Rusya’nın meşgul edilmesi ve İran’ın Güney Kafkasya’da etkisinin artırılması,
- Ege’de karasularımız içerisindeki, boyutları Heybeli Ada eş değerinde olan, adalarımızın Yunanistan tarafından işgal edilmesi,
gibi verilerle birleştirildiğinde ortaya bazı sonuçlar çıkmaktadır. ABD yaptığı ve yapacağı faaliyetleri AGİT Minsk Grubu üzerinden meşru gösterme kozunu elinde bulundurarak rahatlıkla tüm ilgili ülkelerle görüşme yapmakta, bu durumu kılıf olarak kullanarak bölgeyi çözümsüzlüğe sürüklemektedir, bu verilerin yanında İsrail’in durumu da dikkate alınmalıdır. İsrail, baskılara dayanamayıp Ermenistan’a destek verecekmiş gibi görünse de, Oded Yinon planı kapsamında güçlü bir Ermenistan istemeyecektir, çünkü güçlü Ermenistan güçlü İran anlamına gelmektedir. İran, Ermenistan dışında tüm çevre ülkeleriyle çatışma halindedir, düzelme ihtimali ise ziyadesiyle zordur ve %40 Türk nüfusunu barındırması sebebiyle de dağılma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Tüm bu veriler ışığında Zengezur koridoru özelinde Ermenistan-Türk Dünyası problemleri İran için beka sorunu niteliğindedir ve savaş çıkarma pahasına Ermenistan’ı destekleyecektir.
Esasen yapılan hesaplarda Güney Kafkasya’da öncelik Rusya’nın meşgul edilerek sorunların çözümsüz bırakılması olsa da Rusya’nın 1. Petro ve Dugin aklı bu tezgâhı görecek ve iştahlı İran’ı ön safta kullanacak taktik manevralar yapacaktır.
Sonuç olarak Türk Dünyası İran’la ciddi bir sınavdan geçmek üzeredir.
Çözüm “İran’la istişare toplantıları yapmak, anlaşma yoluna gitmektir” yazmak isterdim ancak İran’ın, geçmişi ve geleneği ile toplantı ya da anlaşma yoluna uygun olmadığı aşikârdır. Kaldı ki bölge dışı güç odakları da sulh istemeyecek İran’ı dolaylı olarak destekleyecek ve kışkırtacaktır. En etkili çözüm İran’ı, Afganistan, Irak’ta Sadr hareketi ve Suudi Arabistan üzerinde psikolojik harekât teknikleri ile ablukaya almak, hataya zorlamaktan, aynı zamanda Türk Dünyası tarafından asla kışkırtılmamasını sağlamaktan geçmektedir. Yukarıda maddelendirdiğim verilerin bir başka amacının da Türkiye’nin NATO ve Batı’dan ayrışarak Rusya kontrolündeki Asya birliğine yakınlaşması, bu sayede Çin’in ve ekonomik anlamda üst başlığı olan İngiltere’nin zayıflatılması, dünya üzerindeki etkilerinin azaltılması olduğunu mütalaa etmekteyim. Bu durum ilk etapta ve kısmen Türkiye’nin faydasına gibi görünse de İsrail’in Oded Yinon planı da eklendiğinde son noktada toprak kaybına kadar gidebilecek bir planın aşamalarından biridir.